Tuesday, March 19, 2013

Fransizlar

Sizce su bizim Fransızlar, o meşhur frenchtoast larının aslında sadece bir yumurtalı ekmek oldugunu ne zaman öğrenecekler? Ya da o binbir cesit petit beurre den mozaik pasta yapmayı ne zaman çözebilecekler? Ya da o krebin icine o her çeşidi birbirinden kokulu peynirlerden koyup da  o krebi tuzlu yemeyi başarabilecekler mı? Ya da her hangi bir kahveyi kremaya boğmadan yaşayabilecekler mı? Yoksa mikrodalgalarini ellerinden alırsak ölecekler mı?! Ah bastı beni su Fransızlar...


Monday, March 18, 2013

geri dönmek

İşte zaten geri dönmek yeterince zor iken bana inanın benim yaşadığım geri dönüş tam bir ölümdü. İzmire gitmek için saydığım günler geçti ve inanın İzmir'e nasıl da uçarak gittim ya da kaçarak, koşarak. İstanbul'a indiğimde dönebildiğimi görmenin verdiği mutluluk ile nasıl ağladım anlatamam. Ömrüm de mutluluktan bu kadar ağlamamıştım. Ardından İzmir ve İzmir'de birbirinden güzel ve yoğun 5 Gün ya da 4.5. O kadar çok şey yedim ki midemin rahatsızlanacağından emindim ama bu kadarını da beklememiştim. Geri dönüş vakti geldiğinde zaten bedenime ve ruhuma kocaman bir darbe indi. İstanbul'dan Paris'e giden uçakta en önde oturmama sevinecekken tüm ayrılık anına ve kilit anına sahit olmam hıçkırıklarımla tıkanmama sebep oldu. İşte midem bulanıyor ve benı bırakın eve gideceğim diye çığlıklar atmak istiyordum. Ama el mahkum. Paris'e ininceye kadar kaynayan midem paris'e inip fransızlarla karşılaştığım da patlak verdi. havaalanından internet satın almam ve annemlerle konuşmam bile beni ve midemi sakinleştiremedi. inanın o kadar hastaydım ki. Uçağım da 1.5 saat rötar verince tam oldu. kendimi her saniye tuvalette ya da yerde buluyordum. İnsanlar bana yardım ediyor ama ne olduğunu anlayamıyorlardı. Oysa bedenim o kadar yemeği ve 5 günde 6 uçağı kaldıramıyordu. Ruhum ise çoktan istifa etmişti. Uçağa alınmaya başlandığında ve son çağrı yapıldığında durmadan istifra etmek ile meşguldüm. Valizimi başkalarının çekmesi sonucu yardımlarla uçağa bindim. Tüm uçak yolculuğum yine tuvalette geçti. Yanıma oturan çok iyi bir bey vardı ve bana çok yardımcı oldu. Bordeaux ya vardık ve yine o beyin yardımıyla taksiye bindim eve geldim. Ama işkence bitmedi tüm gece devam etti. Sabah nasıl oldu? Ben kaç kez anne baba diye çığlık attım? Paris'ten Bordeaux'ya gelmeyi nasıl başardım? Hepsi meçhul ama sanırım bunu da başardım ve güçlendim. Tanrım bu kadar güç yeterli değil mi? Eve dönelim artık ama az kaldı! İşin en kötü kısmı Paris havaalanında yüzümü görünce ilk kez yabancı bir yerde yapayalnız öleceğimden korktum. Hoş bir yolculuk değildi anlayacağınız umarım siz yaşamazsınız :(



Friday, March 15, 2013

...

Hep istediğimi yapan istediğimi yaptıran bir cocuktum aslında ve hala da öyle bir cocuğum aslında... Bir buseto kuralidir bu istediği olacak, istediği yapılacak. Ama ne var biliyor musunuz buseto hep inanır istediklerinin olacağına ve öyle ya da boyle gerçekleşir o istekler. Hep buseto kazanır. Simariktir buseto. Bazen fazla güvenli hatta bazen burnu havada. Ama hakeder bunları inanın bosu bosuna oturduğu yerden yapmaz simarikligini. Ve şimdi ne kadar zorlansa da yine kazanıyor buseto. Tokezlemeler asla bir engel degil sadece yolun getirisi. Ve inanın döndüğümde daha cok simariklik ve burnu havadalik yapma hakkı tanıyacak bunlar bana. İste tam da bu yüzden yaşadığım bu güven daha cok güç veriyor bana. 






Thursday, March 7, 2013

Ben haaazirim ben haaaazirim ben haaazirim

4.30 ta uyanilacak
5.45 te evden çıkılacak
6.05 te tramvaya,
6.50 de havaalani otobüsüne binilecek
7.32 de havaalanında olunacak
Valizler teslim edilecek
9.20 Paris uçağına binilecek
10.30 ta Paris'e inilip valizler alınıp
Laduree ye ugranacak
Paul dan ekmekler alınacak
Diğer terminale geçilecek 
Valizler verilecek
Dutyfree ziyareti yapılacak
14.05 te istanbul yolcusu kalmasın durumu yaşanacak
İstanbulda İnilecek yer opulecek
Dutyfree turu ardından izmir yolcusu kalmasın
19.55 izmir uçağına binilip 21.00 de izmirde olunacak 
Yer bu sefer öpülurken yalanabilir 
Ve ver elini ev, aile, hayat, arkadaslar, mutluluk, huzur ,alışkanlıklar...

Çarşamba sabahı hakkında ise sessizliğimi koruyacağım 


foire aux plaisirs

Bordeaux bana çok iyi davranıyor! Meydandan sirk kalktı fuar geldi. Hem de ne fuar. Her yer farklı ve çeşitli oyuncaklarla dolu. Kumar makineleri, dönme dolap, dönen salıncak, korku tüneli, balonların içinde suda gitme, heyecan dorukta oyuncakları, 5D sinema... Anlat anlat bitiremem bu yüzden resimlere bakın. Aaaa tabi harika yiyecekleri asla unutmamalıyız. En sevdiğim churros , krep, döner, nutella waffle, çeşit çeşit elma şekeri, nougatlar, renk renk pamuk şekerler, şekerler, dondurmalar...

Ve karşınızda tam anlamıyla zevk fuarı ve tabi ki lezzet! Foire aux plaisirs!















































Monday, March 4, 2013

manquer l'été

Yazı özledim. Ya siz? Kitap okumayı, dondurma yemeyi, sahilde sabahtan aksama kadar oturmayı, bir daha dondurma yemeği, şeftaliyi, kayısıyı ama sert olanını, karpuzu, kavunu, yüzmeyi, sağlıksız oldugunu bile bile güneşlenmeyi, palamutbukunu, yunan adalarını, patates kızartmasını, sadece bikini giymeyi, çıplak ayak gezmeyi, crocs la yasamayı, bikini dısında sadece şort giymeyi, saçlarımın daha da sararmasini, yaz el isleri yapmayı, kirazı, özlediğe yine dondurmayı... Yazı cok özledim. Sizce de her sey yazın daha tatlı degil mı? Sizde yazı özlemediniz mı? Artık yaz gelmesin mı?