Saturday, November 3, 2012

my lovely kos

Eveeeeet arık gelelim şu kos tatiline. Bir süredir kafamı toplayamadığım için tatilimi yazamadım size. Kos gerçekten yeşil, sakin ve mutlu bir adaydı benim için. Belki mevsim buna sebep oluyordu  ama olsun yine de harikaydı. Merkezin şirinliği, tatlılığı hele o harika dondurmalar, sahildeki o harika balikçılar. Mükemmel el işi takılar. Hipokrates in dönemine ait olmasa da 2000 yıldır olduğu yerde duran o harika ağaç, mükemmel manzarası ve mimarisiyle asklepion... İşte tüm bunlar sadece minik bir sebep adayı görmek için. Bence adaya gidince yapmanız gereken en önemli şeylerden bazıları Barbouni de balık yemek, Niki the fisherman' a uğramak, ta special e kamp kurmak, asklepionu gezmek, hipokratın ağacına göz atmak... ve daha bir çok şey. :) tekrar kosa gitmek üzere chiao :)































































Thursday, November 1, 2012

Being a blair

Bazen agresifligim üst sınırlarda gezinirken, her şeyi acımasizca eleştirirken, cogu insana sınır olurken kendimde bir blair lik görüyorum. İnsan yemek yediği yerleri eleştirmek, kıyafetlerine takmak ya da herkesle muhattap olmak istemediğim günler oluyor. İste o günler de icime blair kaçıyor. Ve sanırım bir de macaron yerken tam bir blair oluyorum. Ya da kim bilir icimde hep bir blair var da caktirmiyorum. Okulda, sokakta eleştirilerde bulunmak ve aslında lafını asla saklanmamak tam bana gore ama yoruluyorum. Bugün okul uzun sürecek eminim ki icime de blair kaçacak. Kaçın cocuklar minik blair waldorf geliyor! Fransa'nın bende yarattığı gerginlikten kurtulmalıyım artık beni en çok blair yapan sebep bu ya da kim bilir bu bir bahanedir ;)